Bankacılıkta Yabancı CEO Dönemi

Bankacılıkta Yabancı CEO Dönemi
19 / 8 / 2010


Fortis ve ING Bank’ta başlayan bankacılıkta yabancı CEO dönemi HSBC Bank’la devam ediyor.

Uzmanlara göre, Türkiye pazarını öğrenen yabancılar artık kendilerine daha yakın gördükleri CEO’larla çalışmayı tercih ediyor… TÜRKİYE’DE bankalardan sonra banka yöneticileri de yabancılaşıyor. Bankalara yabancı yönetici getirme eğilimi Millenium Bank ve Taib Yatırım Bankası’yla başlamış, geçen yıl da ING Bank’la devam etmişti.
Önceki hafta ise HSBC Bank Türkiye CEO’su (İcra Kurulu Başkanı) Piraye Antika’nın yerini yabancı bir CEO’ya bırakacağı kamuoyuna duyuruldu. Böylece HSBC Bank’la birlikte yabancı yöneticiye geçen banka sayısı 6’yı buldu.

Millenium Bank, Taib Yatırım Bankası, JP Morgan, Fortis ve ING Bank’tan sonra şimdi de HSBC Bank eylül ayı ile birlikte yabancı bir CEO tarafından yönetilecek. 20 yıldır Piraye Antika tarafından yönetilen HSBC Bank’ın bu açıklaması, bir anlamda sektörde yaşanan ve önümüzdeki günlerde de yaşanması olası değişikliklerin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Daha önce Türkiye’de ofis ya da temsilcilik açan, tek şubeyle faaliyet gösteren yabancı bankaların genel müdürlük koltuğunda yabancı yöneticiler otururdu. Artık çok şubeli ve orta ölçekli mevduat bankalarının da yabancı yöneticiler getirmeye başladığı gözleniyor.

Türkiye’de az şubeli banka olarak hizmet veren Arap Türk Bankası, Bank Mellat ve WestLB gibi bankalarsa zaten hiç yerli genel müdür atamayanlardan…

NEDEN YABANCI CEO İSTENİYOR? 
Peki yabancı yönetici ataması bankacılık sektöründe bir trend haline gelebilir mi? İnsan kaynakları şirketi HRM’nin kurucu ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, yabancı bankaların önce ülkenin dokusunu anlayıp sonra yabancı bir yönetici getirmeyi tercih ettiklerini düşünüyor. Nazlıaka, “Bu yüzden söz konusu trendin önümüzdeki yıllarda da süreceğini tahmin ediyorum” diyor. Ardından da bu yönelimin gerekçesini şöyle açıklıyor:
“Müşteriler Türkiye’nin yurtdışından nasıl göründüğünü çok merak ediyor. Bu konuda gerçekçi bakabilen bir yönetici çok önemli. Yine banka müşterileri, yabancı yöneticilerin makro düzeyde daha gerçekçi bilgi verdiğini düşünüyor. Ülke riskinin algılanmasında ve Türkiye’nin dışarıdan nasıl göründüğünün sorgulanmasında yabancı yöneticinin müşteri üzerinde olumlu bir etkisi oluyor. Ancak buna karşılık yabancıların, ülke gerçeklerine ve yerel kültüre uzak olmaları nedeniyle yanlış değerlendirme yapma riski de her zaman var. Ancak bu risk, yabancı CEO’ların alt ekipleri kuvvetliyse ve tepe yönetimin güvenini kazanmış olmaları halinde azalıyor.” Uzmanlara göre, yerli yöneticilerse ülkenin şartlarını daha iyi tanıdıkları için müşterilerle daha sıcak iletişim kurabiliyor. Ekiplerini daha doğru oluşturup yönetebilen yerli CEO’ların ücret ve yan imkanlar paketi de yabancılara oranla daha ekonomik. İşte yerli CEO’ların bu avantajlarını göz önünde bulunduran bazı bankalar, yabancı CEO’lara itibar etmiyor.
Yönetici araştırma ve eleman seçimi konusunda danışmanlık hizmeti veren Alanyalı&Alanyalı’nın yönetici ortağı Mehtap Alanyalı da yerli yöneticilerin bu avantajlarına rağmen Türkiye bankacılık sektöründe bir “yabancılaşma” süreci yaşandığı kanısında. Alanyalı’ya göre, bu sürecin ilk aşamasını da banka yöneticilerinin değiştirilmesi oluşturuyor:
“Bu süreç, emekli olan ya da ayrılanların yerine genelde yabancı yönetici atanmasıyla başladı. Çokuluslu şirketler, tepe yöneticilerini ana merkezlerinden gönderir. Bildikleri, tanıdıkları, daha önce başka ülkelerde görev verdikleri yöneticileri görevlendirmeyi doğru buluyor ve böyle çalışıyorlar. Ayrılan yöneticinin yerine geçebilecek güçlü aday yoksa dışarıdan getiriyorlar.”

HSBC’DE MARTİN SPURLING DÖNEMİ
HSBC Bank Genel Müdürü olarak eylül ayında Piraye Antika’nın yerine gelecek olan Martin Spurling, grup bünyesinde 20 yıldır uluslararası yönetici olarak çalışıyor. Spurling, son olarak ABD New Jersey’deki HSBC’nin CEO’luğunu yürütüyordu. Bu süre zarfında bireysel bankacılık, kurumsal bankacılık, hazine ve yatırım bankacılığı gibi alanlarda görev yapan Spurling, daha önce de Tayvan’da CEO vekili ve bireysel bankacılıktan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalışmıştı.
Öte yandan, Türkiye’ye yerli bankaları satın alarak gelen yabancıların çoğu, pazara ilk girdiklerinde yola yerli yöneticilerle devam etmeyi uygun görmüşlerdi. Ancak bankaların yabancılaşma süreci tamamlanıp Türkiye pazarını daha iyi tanımaya başladıkça bu durum değişmeye başladı. Ardından da yabancı CEO’ların gelişi hızlandı.

FORTİS BAŞLATMIŞTI… 
Çok şubeli bankalar arasında ilk yabancı CEO’yu Fortis Bank atamıştı. Dışbank’ı satın alarak Türkiye pazarına giren Fortis, 2007 yılında Yvan de Cock’u Fortis Bank Türkiye’ye CEO olarak atamıştı. Bu atamayla birlikte Fortis Bank yönetimindeki üç önemli ismin Yapı Kredi Bankası’na geçiş süreci de başlamıştı…
Mayıs 2007’de Türkiye’ye atanan Cock, 1986-1990 yılları arasında Belçika’da Fortis’in proje finansmanı bölümünün başındayken Türkiye’ye sıkça gelip gidiyordu. Türkiye’den önce yaklaşık dört yıl boyunca İngiltere Fortis’in CEO’luğunu yapmıştı. Cock, daha öncesinde ise Belçika Fortis’te kurumsal ve yatırım bankacılığı başkanlığı görevini yürütüyordu. Yani Türkiye, görev yaptığı ikinci yabancı ülke oldu.

ING’NİN JOKERİ WILFRED NAGEL
Çok şubeli bankalarda Fortis Bank’tan yabancı üst düzey yönetici ataması ING Bank’ta görüldü. ING Bank, 2009 yılında Hakan Eminsoy’dan boşalan genel müdürlük koltuğuna Wilfred Nagel’i getirdi. Nagel’in gelmesiyle birlikte ING Bank yönetiminin büyük bölümü yenilendi…
ING Bank Türkiye’ye Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanan Wilfred Nagel, Hollanda doğumlu. Free University of Amsterdam’da ekonomi dalında mastır yapan Nagel, ING Bank’ın “kurtarıcı yöneticisi” olarak görev yapıyor. 1981’de Amro Bank’ta başladığı iş hayatına, aynı bankada çeşitli görevlerde bulunarak devam eden Nagel, 1991’de ING bünyesine katılmıştı. Altı yıl Asya bölgesinde çeşitli pozisyonlarda görev aldıktan sonra, iki yıl ING’nin New York’taki kurumsal ve yatırım bankacılığı operasyonlarında çalıştı. 2002’de ING’nin kurumsal kredi risk yönetimi genel müdürü olan Wilfred Nagel, 2005’te ise Asya Kurumsal Bankacılık Bölümü başkanı oldu. 2009’da ING Bank Türkiye’ye CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. Piyasalarda konuşulanlara göre Nagel, ING Bank’ın sorunlu bölgelere gönderdiği “joker eleman” olarak görev yapıyor.
Nagel, daha önce yönetimin yabancılaşmasıyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “ING Bank’ın öyle bir politikası yok. Biz değişik ülkelerde yöneticilik yapmış insanların tecrübelerinden burada da yararlanıyoruz. Türkiye’ye yabancı yönetici geldiği gibi, diğer ülkelerde ING Bank yöneticiliği yapan Türkler de var. Global şirketlerin bu tür avantajları bulunuyor. Biz de bu imkanları kullanıyoruz.”

Mehtap ALANYALI / Alanyalı&Alanyalı Yönetici Ortağı

“Türk bankacılar çok başarılı”

Türkiye bankacılık sektöründeki yabancılaşma sürecinde banka yöneticileri değiştirilmedi. Bu süreç tamamlanınca da emekli olan ya da ayrılanlarının yerine yabancı yönetici atamaları başladı. Çokuluslu şirketler, tepe yöneticileri ana merkezlerinden gönderir. Yöneticilerin yerli ya da yabancı olması da müşteri tercihlerini etkileyen önemli bir etken değildir. Bankacılıkta ilişkiler önemlidir. Ancak müşteri karlığa ve fiyata bakar. Ucuz kredi alıyor mu, ona bakar. Tercih noktasında ise tepe yöneticiye değil muhatap olduğu şube müdürlerine bakar. Yabancı yönetici atamaları gelenekselleşir mi? Bence bu bir trend olmaz. Çünkü Türkiye’deki Türk banka yöneticileri, yabancılarla kıyaslandığında gerçekten çok başarılılar.

Aylin COŞKUNOĞLU NAZLIAKA / HRM Kurucu Ortağı

“Yabancı yönetici trendi sürecek”

Türkiye’deki yabancı bankalar yerel bankalar kadar liberal yönetilmiyor. Yabancı bankaların CEO’ları daha çok bankanın merkez yönetimi tarafından belirlenen stratejileri Türkiye’de de uygulayan kişiler oluyor. Bu nedenle bağımsız hareket edemiyor ve çoğunlukla temsili görevler üstleniyorlar.
Yabancı bankalar bir ülkeye yeni girdiklerinde o ülkenin çalışma kültürünü, şartlarını ve piyasa bilgisini iyi bilen bir yöneticiyi tercih ediyor. Ancak ülkenin dokusunu iyice anladıktan sonra yabancı bir yönetici getirmeyi tercih ediyorlar. Bu yüzden söz konusu trendin önümüzdeki yıllarda da süreceğini tahmin ediyorum.
Merkezi yönetimin yatırım yapılan ülkeyi tanıma süreci ise bankadan bankaya değişir. Yerel yöneticinin bilgi paylaşım düzeyi de bu süreci uzatır veya kısaltır. Ancak genel olarak tüm yabancı bankaların zihin haritasında orta vadede kendi kültürlerinden bir kişiyi tepe yönetime getirmek yatıyor.
HSBC’de Piraye Antika yeni CEO’ya danışmanlık vereceği için yumuşak bir geçiş olacağını düşünüyorum. Bu nedenle bankanın müşterileri ve çalışanları açısından hissedilir bir değişim olmayacak. Ancak uzun vadede bankanın global kararlarının daha fazla etkisinde kalarak yönetileceğini öngörüyorum.
Global kriz yabancı yönetici getirme sürecini tetikledi. Çünkü yabancı bankalar daha konservatif bir politika izlemek zorunda kaldı. Diğer ülkelerdeki yönetsel hakimiyetlerini artırmak amacıyla hem Türkiye’deki hem de diğer ülkelerdeki yönetimlerin başına merkezden atamalar yapmayı tercih ettiler.

19 Ağustos 2010 Para Dergisi