Kariyerde 'İkinci Bahar' Kâbus Olmasın!

Kariyerde 'İkinci Bahar' Kâbus Olmasın!
17 / 10 / 2010


Çalıştıkları kurumlar tarafından ‘zorunlu’ emekliliğe ayrılan 50 yaş üstü çalışanlar, iş bulmakta zorlanıyor. Peki, iş aradığını dahi söylemeye utanan bu kesim hem maddi hem de manevi baskılarla nasıl başa çıkabilir?

Geçen ay ünlü Amerikan gazetesi New York Times’ın birinci sayfasında, 69 yaşında bir yöneticinin fotoğrafı yer aldı. Kariyerinde büyük başarılara imza atmış, ABD’nin önemli firmalarında çalışmış, bol sıfırlı çeklerle şirketten şirkete transfer edilmiş, her yeni görevinde bir üst pozisyona çıkmış bu adamın gazetedeki fotoğrafında yüzünün bulanık olması, ilk başta insanı şaşırtsa da bu bir basım hatası falan değildi.
Zira belli bir yaştan sonra iş hayatında giderek görünmez hale gelen, daha az dikkat edilen ve hatta bir süre sonra kenara atılan profesyonellerin içinde bulundukları ‘belirsizlik’ halini yansıtması için kasten böyle kullanılmıştı fotoğraf. Bu görüntü, Amerikan medyasında derhal ciddi bir tartışma başlattı. Boing’in eski yöneticilerinden olan bu adam, işten çıkarılması sonrası ‘ileri yaşı nedeniyle’ kapıların yüzüne kapandığını ve son görevi olan CEO’luğu takiben nasıl yarı zamanlı, basit işlere razı olmak zorunda kaldığını anlatıyordu.

Kendi işini kuranlar artıyor
Günümüzde 50 yaşını geride bırakmış pek çok profesyonelin tecrübe ettiği bu durum -özellikle başta ABD olmak üzere pek çok ülkede geçen yıl yaşanan resesyon dönemi sonrası- önemli bir artış trendi içinde. Kriz döneminde işini kaybeden 50 yaş üstü çalışanların büyük bölümü ya hala işsiz ve çaresiz durumda ya da kendi işlerini kurmak, hayata bilmedikleri bir yerden, yeniden başlamak zorunda kaldı…
Maddi ve manevi anlamda ciddi sıkıntılar yaratan ‘50 yaş üstü kariyer krizi’, pek çok yeni oluşumu da tetikledi. The NewYork Times’a göre sadece ABD’de, ekonomik durgunluk sırasında 50 yaş üstü çalışanların sayısı yarı yarıya azaldı. Bu duruma karşı güçlerini birleştirmek isteyen sağlık çalışanları, dernekleşme yolunu seçti.

Genç nüfusunun ekonomik gücüne sürekli vurgu yapılan Türkiye’de durumun fotoğrafını çeken bir veri henüz yok. Ama benzer bir dernekleşme örneğini ileriki dönemlerde hayata geçirmeyi planlayan E &E Danışmanlık Kurucu ve Yönetici Ortağı Kıvanç Ersöz, bizde 50 yaş üzeri çalışanlar için son yıllarda olumsuz bir algı geliştiğine katılıyor: “Bu kuşağın, kurumsal şirketlerde iş bulma olasılığını düşük görüyorum. Ancak 52 yaşında biri olarak çalışmama fikri de bana çok itici geliyor. İnsanlar çalışma olanağı bulamayınca hayal kırıklığına uğruyor. Şirketlerse bu kişileri ‘fazla maliyetli’ bulup ‘daha ekonomik’ olan gençlere yöneliyor” diyor.

Peki, sayıları az da olsa hala tecrübe peşinde koşan, kariyerinde belli bir noktaya gelmiş profesyonellerle çalışmanın değerini anlayan şirketlerdeki koltukları geri almak isteyen 50 üstü kuşak ne yapmalı? Yapılan en büyük hatanın kendini geliştirmeyi bırakmak olduğunu anlatan Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Eğitmeni – Baraka Danışmanlık Genel Müdürü Reha Abi, sorumluluğun biraz da bu kuşağa düştüğünü anlatıyor. Abi, “Belli bir yaşı aşan arkadaşlarım kendilerini geliştirmek için maalesef yeterli çabayı göstermiyor. Kendilerini güncel tutma konusunda yavaş kalıyor. İş yaşamında alışık olduğumuz konforlu alanlar artık yok” diyor.

50 yaş üstü bir yönetici olarak kendisinin de çağa ayak uydurmak için çaba sarf ettiğini anlatan Abi, “Genç meslektaşlarımla yarışabilmek için yeni basılan kitapları değil basılmakta olan kitapları, yapılmış araştırmaları değil yapılmakta olanların sonuçlarını takip ediyorum. 50 yaş üzerindekiler eski unvanlarına takılı kalabiliyor. Onlara tavsiyem, pozisyonlara değil kim olduklarına ve ne yapabildiklerine odaklanmaları” diyor.

Şirket sahipleri ne düşünüyor? 
İşe alım yapacak şirket sahipleri de personel seçiminde yaştan çok kendini geliştirmenin önemine inanıyor. İş yaşamında tecrübenin yadsınamaz bir önem taşıdığına değinen ikinci kuşak genç yöneticilerden Dimes Genel Müdürü Bülent Ozan Diren, işe alımlarda kişinin yaşına değil, o pozisyona ne kadar uygun olduğuna baktıklarını ifade ediyor. 50 yaş üstü kuşağın stres yönetimi ve problem çözmede çok başarılı olduğunun altını çizen Diren, “Her iş ve pozisyon için gerekli yetkinlikler var. Örneğin, İK gibi tecrübenin öne çıktığı bölümler için uygun bir kuşak. Ancak yeni gelişmelerin yaşandığı BT gibi departmanlarda -eğer kişi kendini yeterince geliştirmemişse- uygun olmayabilir” diyor.
Antal International’ın Türkiye Genel Müdürü Mine Batıyel, yaş sınırı konulan ilanlara müracaat etmenin de bu kuşak için yanlış bir strateji olduğu görüşünde: “Biz ülke olarak 40 yaşlarında emekliliğe alışmış bir toplumuz. Emeklilik yaşının 65’lere yükselmesi zihniyetimizin bir nebze değişmesini sağlayacaktır. Yaş sınırı konulmuş iş ilanlarına müracaat etmemelerini öneririm çünkü bu durum otomatik olarak elenmelerine neden olacaktır.”

İK UZMANLARI 50 YAŞ VE ÜSTÜNE NE TAVSİYE EDİYOR?

“Kişisel ilişkilerinizi kullanın”
Reha Abi \ Baraka Danışmanlık Genel Müdürü 
Bu kuşak, iş müracaatlarını sadece İnternet ortamından değil, geliştirdiği iş ve arkadaşlık ilişkilerini de kullanarak yapmalı. CV’nizin işe alım uzmanlarının dikkatini çekecek şekilde gitmesini sağlamalısınız. Bundan sonrası şirkete kalıyor. Kurumlarda, “istediğim vasıfta genç işgücü bulabilirim” önyargısı olabilir ama işverenler işe girdiğinde hemen verim alabileceği deneyim ve bilgiye sahip insanlar da arıyor. Eğitim sistemimiz, iş dünyasının ihtiyacı olan işgücünü yetiştirmekte zorlanıyor. Bu durum, 50 yaş ve üzerinde iş arayan arkadaşlarım için fırsat.

“Mobil olamama bir sorun mu?”
Mine Batıyel \ Antal International’ın Türkiye Genel Müdürü 
50 yaş üstü issiz çalışanlara tavsiyem, özgüvenlerini kaybetmemeleri. Zira iş bulamama nedenlerinin onlardan kaynaklandığını düşünmüyorum. Pes etmeden arayışlarına devam etmeliler. Evet, bu kuşak için iş olanakları 25 – 40 yaş arasındaki kişilere oranla daha sınırlı ama toplumumuzda 50 yaş ve üzeri kişilerin dinamizm, esneklik, mobil olma gibi unsurlarda sorun yaşanacağı varsayımı da var.

“Fırsat eşitliğine aykırı”
Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka \ HRM Kurucu Ortağı 
Firmaların bu konudaki önyargısını son derece yersiz buluyorum. Özellikle eleman ilanlarında 35 yaş sınırının konulması çok yanlış. Bu durum fırsat eşitliği ilkesine de aykırı. 50 yaşın üzerindeki kişiler, özel yaşantısını oturtmuş, tüm zaman ve enerjisini işe kanalize edebilecek profildeki çalışanlardır. O nedenle hem deneyimli hem de verimli çalışabilecek bu kişilere yönelik önyargılı yaklaşımın ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesindeyim. Bu kişilere emekli olmadan önce kendilerini ikinci bir çalışma hayatına hazırlamalarını, bunun için önceden bütçe planlaması yapmalarını, iş çevrelerini geniş tutmalarını ve tanıdıklarını iş arayışlarına dair bilgilendirmelerini öneririm.

“Size gelinmesini beklemeyin!”
Kıvanç Ersöz \ E&E Danışmanlık Kurucu ve Yönetici Ortağı 
Birilerinden bir şeyler beklemek yerine aktif olarak seçenekler üzerinde çalışsınlar. İş piyasası, bireylerin emeklerini sattıkları bir yer. Satacak bir şeyiniz varsa alan olabilir. Herkesin, “ben ne satabilirim, kime ne fayda sağlayabilirim” diye düşünmesi gerek. Ortalama insan ömrünün 70’lere geldiği bugünlerde 50 yaşındaki bir insanın önünde ortalama 20 yıl var demektir. O yüzden gerçek soru, “Ben ne iş bulabilirim” değil, “önümdeki 20 yılı nasıl değerlendireceğim” olmalıdır. Birçok yönetici -pozisyonu ya da yaşı gereği- beklemeyi tercih ediyor. Bekleme sürecinde de yeterince teklif almayınca ya da ilgi görmeyince özgüvenleri sarsılıyor. Bu durumda “Egom mu daha önemli, hayatım mı” diye sormak lazım.

“Attığınız her adım fırsata dönüşebilir”
Ertuğrul Belen / Business Networking Akademi Kurucusu
Ülkemizde 50 yaş üzerindeki profesyonellerin yeni girişimleri ve kariyerlerindeki değişim süreçleri halen önyargıyla karşılanıyor. Çünkü yakın geçmişe kadar 40’lı yaşlardaki kişilere “emekli” sıfatı verilmişti. Bu durum, Türkiye’de 50 yaş ve üzerindeki profesyonellere karşı önyargı kaynağı oldu. Ancak her iki önyargıyı da değiştirecek güç, yine onlarda. Dünyada emeklilik yaşının neredeyse 70’lere çekilmesi konuşulurken Türkiye’deki 50 yaş ve üzeri profesyoneller, iş arama süreçlerine kendi düşüncelerindeki olumsuzlukları yok ederek başlamalı. Değişimi, kendinizi motive ederek yönetebildiğiniz sürece attığınız her adım, fırsata dönüşecektir.

50’den sonra kariyerlerine nasıl devam ediyorlar?

Uzmanlara göre 50 yaşından sonra çalışmayı tercih eden kesimin büyük bölümünü erkekler oluşturuyor. İşsiz kalan kadınlarda, çalışmama eğilimi gözlemleniyor.
50 yaşın üzerinde olanların pek çoğu kendi işini kurmayı tercih ediyor. Emekli olanlar ya uzmanlık alanlarında çalışıyor ya da yönetsel ve hayat deneyimlerini kullanabilecekleri konularda iş buluyor.
Silahlı kuvvetlerden emekli olanlar idari işler müdürü, depo müdürü gibi pozisyonlarda görevlendirilirken, büyük ölçekli firmalarda yönetici olarak çalışanlarsa emekli olunca danışmanlık firması kurmayı tercih ediyor. Danışmanlık yapan deneyimli isimlerin özellikle kurumsallaşmak isteyen KOBİ’lere önemli katkıları oluyor.
İsimi marka haline gelmiş kişiler, holdinglerin yönetim kurullarında görev alıyor.
50 yaşın üzerinde olup küçük girişimci olmaya karar veren çalışanlarsa genellikle gıda, kozmetik ürünleri, tekstil ve mağazacılık sektörlerinde temsilcilik alıyor.
Bekleme sürecini nasıl atlatırsınız?

İşsiz kalma süreci ciddi ruhsal sıkıntılara açıyor. Bu süreçte kendinizi, sizi geliştirecek alanlara kanalize edin.
İşinizden ayrılmış olmanız, o dünyayı ardınızda bıraktığınız anlamına gelmez. Eski iş arkadaşlarınızla bağlantınızı kesmeyin.
En başarılı olduğunu düşündüğünüz yedi projenizi bir kâğıda yazarak sürekli okuyun. Bu, size öz güveninizi geri kazandıracaktır.
İnsanların iş aradığınızı bilmesini sağlayın.
Yaşınız ve yetkinlikleriniz konusunda dürüst olun. Böylelikle karşınızdaki kişiyi istediğiniz konuma neden uygun olduğunuz konusunda daha kolay ikna edebilirsiniz.
Kendinizi geliştirin. Workshop ya da sertifika programlarına katılın.
Yaşınızın işinize sağlayacağı avantajları düşünün. Bunlar iş bulma sürecinizi kolaylaştıracaktır.

17 Ekim 2010 Sabah İşte İnsan