Sokaktan Geçen Kariyer Yolu

Sokaktan Geçen Kariyer Yolu
15 / 8 / 2010


Ne parlak eğitiminiz ne aldığınız sertifikalar ne de konuştuğunuz yabancı diller… Artık hiçbiri işe alınmanız için yeterli değil. Amerika’da ortaya çikan “street smart” kavramına göre ‘sokağın dili’ni bilmeyene, iş de yok!
Ticaret lisesi mezunu Ahmet Işik televizyon programı “The Apprentice”in Türkiye versiyonu “Çirak” yarışmasına katıldığında, pek çok izleyici Işik’ın güçlü rakipleri karşisında çok da şansı olmadığında hemfikirdi. İyi üniversitelerde eğitim görmüş, en az bir yabancı dili kusursuz konuşabilen ve parlak CV’lere sahip favori yarışmacıları haftalar geçtikçe eleyen çirak Işik, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ‘patron’ Tuncay Özilhan’in gözüne girmeyi başardı ve holdingde çalisma şansına sahip oldu. Eğer salt CV elemesine tâbi tutulsaydı aynı işe kabul edilme ihtimali ne olurdu bilinmez ama Ahmet Işik’a, holdingin kapılarını açan altın anahtar, günümüz iş dünyasının yeni kavramlarından birine örnek oluşturuyor: “Street smart”.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde kendini göstermeye başlayan bu trend özellikle işe alımlarda son dönemin tartışılan konularından . Buna göre bir şirkette işe kabul edilmek veya terfi alabilmek için yalnızca iyi ve geçerli bir CV’ye sahip olmak yeterli değil. İnsan ilişkileriniz ve sosyal hayatınızda ne kadar girişken olduğunuzun yanı sıra hangi projelerde gönüllü olarak yer aldığınız, henüz ögrenciyken ücretli ya da ücretsiz bir işte çalisip çalismadiginiz ve sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alıp almadığınız, şirketlerin işe alım kriterleri arasında yer aldı bile.

Hakkında İnternet siteleri açılan, sosyal paylaşim ağları ve forumlarda tartışılan kavram için yol gösterici kitaplar da raflarda boy göstermeye başladı. Her dönemin güncel tartışma konusu, “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?”nin iş hayatındaki bu yeni versiyonu gösteriyor ki yükselme ya da kariyerin ilk adımı, iyi okullarda eğitim almanın yanı sıra ‘hayat okulu’nu da başarıyla bitirmekten geçiyor.

İş dünyası “Facebook”laşiyor
“Seçme ve yerleştirme süreçlerinde şöyle bir istatistikle karşilaşiyoruz. İşe alım sürecinde CV üzerinden verilen kararın doğru olma olasılığı yalnızca yüzde 10. Mülakatla seçtiğimiz adayın yüzde 30, teknik mülakatla seçtiğimizin ise yüzde 50 doğru kişi olma şansı var. Bu da demek oluyor ki bir adayı yalnızca CV’deki özellikleriyle işe aldığımızda yanlış tercih olma olasılığı yüzde 90″ diyor insan kaynakları şirketi HiperaktİK’in kurucu ortağı Tuğba Avcı.

İstatistiklerin ortaya koyduğu bu gerçek işe alım ve yerleştirmelerde şirketleri yeni arayışlara yönlendiriyor. Her ne kadar kağıt üzerinde birtakım yeni teknikler ve eleme kriterleri geliştirilse de iş adamları ve yöneticiler sokağın nabzını bilen isimlerle çalismayi tercih ediyor. Ayrıca sosyal hayatınızda ne kadar aktif olduğunuz ve üstlendiginiz roller bile sizin diğer adaylarla aranızda fark yaratmaya neden oluyor. Bu haliyle bakıldığında iş dünyasının dev bir “Facebook” haline dönüştüğünü söylemek yanlış bir tespit olmaz. Tıpkı sosyal ağlarda olduğu gibi gerçek yaşamda da ne kadar girişken ya da kaç kişiyle temas halinde olduğunuz, iş yaşamında “artı” değer kazanmak için yeterli sayılabiliyor.

İnsan kaynakları ve danışmanlık şirketi HRM’in yönetici ortaklarından Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, CV’ye bağlı yerleştirme yapmanın Amerika başta olmak üzere dünyanın gelişmiş ülkelerinde yavaş yavaş terk edildiğini söylüyor. Büyük holdinglerin ve grupların yöneticilerinin bu tip özellikler taşidığına da değinen Nazlıaka, bilhassa başarıya ulaşmış ikinci kuşak yöneticilerin “street smart” için örnek olabileceği görüşünde.

Türkiye’de durum ne?
Her ne kadar street smart kavramı Amerika gibi gelişmiş ekonomilerde gündem yaratsa da Türkiye’de durum biraz farklılık gösteriyor. İşe alım ve yerleştirmelerde hala en önemli kriter CV’nizin ne kadar parlak olduğu. İnsan kaynakları danışmanlığı yapan One World Consulting şirketinin ortaklarından Tim Bright, mülakatlarda formal eğitim seviyesinin kriter olarak görüldüğünü hatta bazı şirketlerin iki yıllık yüksekokul mezunlarını işe almak istemediğini belirtiyor. Ancak Bright’a göre ‘street smart’ kavramı Türkiye için oldukça geçerli ve gerekli bir kavram. Bunu da “salon adamı – sokak adamı” ayrımıyla açıklıyor Bright: “Hem bir şirketin yurtdışındaki genel merkezinde gidip İngilizce sunum yapabilecek hem de Anadolu’daki bir müşteriyle iletişim kurabilecek nitelikte aday bulmak Türkiye’de çok zor. Genellikle “salon adamı” olarak nitelendirdiğimiz, iyi eğitimli, yabancı dili olan, parlak okullardan mezun olmuş isimler yöneticiliğin en büyük adayları oluyor. Oysa ihtiyacımız olan yeri geldiğinde “sokak adamı” olmayı bilen kişiler. Şirketler özellikle de satış müdürlüğü ve hatta genel müdürlük için bu özelliklere sahip kişilerin peşinde”.

Aslında Bright’ın üzerinde durduğu kriterlerin önemini kanıtlayan pek çok başarı hikayesi iş dünyasında mevcut. Gazetelerin ve dergilerin ekonomi sayfalarında görmeye alışık olduğumuz başarı hikayelerinin ortak paydasında her iki özelligini de kullanabilen isimlerin olduğunu görmek mümkün. Hem profesyonel hem de patron tarafında ‘street smart’ özelliği taşiyan ve başarıya ulaşmış holding yöneticilerine, genel müdürlere ya da şirket sahiplerine rastlamak mümkün.

İstikbal ve Bellona markalarıyla tanıdığımız Kayserili Boydak Holding’in CEO’luğunu yürüten Memduh Boydak bunun en çarpici örneklerinden . 42 yaşindaki yönetici, Boydak ailesinin ikinci kuşağına mensup. 4 milyar TL’ye yaklaşan ciro ve binlerce çalisani olan grubun lider koltuğunda oturan Boydak, eğitimini küçük yaşlarda yaptığı tezgahtarlıktan gelen deneyimiyle birleştirerek iş hayatına yansıtan bir isim. Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu Memduh Boydak, gerçek deneyimi evlerinin altındaki satış mağazasında yaptığı tezgahtarlıkla kazandığını söylüyor. “Henüz 13 yaşindayken, okuldan dönüp mağazaya gider ve günün geri kalanında çalisirdim. İşin sahibi olmamıza rağmen tezgahtarlık da yaptım, ayak işlerine de koşturdum. Gerektiğinde çay taşidım, yeri geldiğinde müşteriyle ya da dışarıdaki işlerle ilgilendim” diyen Boydak, o dönemde müşteri ilişkileri ve satış psikolojisinin yanı sıra patron olmak kadar esnaf olmanın da gerekliliklerini ögrenmis.

Bakkalda ögrenilen iş hayatı
Patron dünyasından bir diğer örnek de gıda, perakende ve inşaat gibi sektörlerde faaliyet gösteren Kiler Holding’den bir isim; Ümit Kiler. Kiler Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Perakende Grubu Başkanı Ümit Kiler, iş hayatına çekirdekten yetişerek başlayan isimlerden. Henüz ortaokul yıllarında limonata ve lokum satarak küçük çapli da olsa ticari hayata adım atan Kiler, bugün sayısı 170’e yaklaşan mağazaların tepesindeki isim. Eğitim hayatına uzunca bir süre ara veren ancak daha sonra dışarıdan liseyi bitiren Ümit Kiler halihazırda Aydın Üniversitesi’nin kayıtlı ögrencilerinden. Ancak 39 yaşindaki genç yönetici iş hayatına dair gerçek eğitimi genç yaşta yüklendiği sorumluluklardan almış gibi. “Yaşitlarım ortaokulda ögrencilik yaparken ben dükkanın başindaydım” diyen Kiler, bakkal dükkanıyla başlayıp bugün koca bir holdinge dönüşen aile şirketinde ne kadar önemli bir paya sahip olduğunu da ortaya koyuyor.

Ürettigi ısı sistemleriyle tanınan Termodinamik markasının sahibi İzmirli işadamı Mustafa Altınok da elde ettiği başarı öyküsüyle tanınan bir diğer isim. Ancak Altınok’u öne çikaran yalnızca iş yaşamında elde ettiği başarı değil bunu elde ederken yaşadıkları. 1960 doğumlu Altınok, liseyi Seydişehir’de okuduktan sonra ODTÜ’de başladığı üniversite eğitimini tamamlayamadan okuldan atılır. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü’ne kayıt yaptıran Mustafa Altınok’un hayatındaki bu kırılmanın bir diğer tarafında ise henüz okurken edindiği iş tecrübesi yer alıyor. Henüz ögrenciyken geçimini sağlamak için akşamları çay bahçesinde garsonluk yaptığını söylüyor Altınok. İzmir fuarının en popüler olduğu dönemlerde Menekşe çay bahçesinde çaycilik yapan Altınok, o dönemlerde satış yapmanın yanı sıra iş hayatının olmazsa olmazı sosyal ilişki ve iletişim tarafını da geliştirmiş. Altınok şimdilerde yılda 20 bin adet kazan üreten tesiste çalisan sayısı 300’e yaklaşan şirketin amiral köşkünde yer alıyor.

Ürettigi ısı sistemleriyle tanınan Termodinamik markasının sahibi İzmirli işadamı Mustafa Altınok da elde ettiği başarı öyküsüyle tanınan bir diğer isim. Ancak Altınok’u öne çikaran yalnızca iş yaşamında elde ettiği başarı değil bunu elde ederken yaşadıkları. 1960 doğumlu Altınok, liseyi Seydişehir’de okuduktan sonra ODTÜ’de başladığı üniversite eğitimini tamamlayamadan okuldan atılır. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü’ne kayıt yaptıran Mustafa Altınok’un hayatındaki bu kırılmanın bir diğer tarafında ise henüz okurken edindiği iş tecrübesi yer alıyor. Henüz ögrenciyken geçimini sağlamak için akşamları çay bahçesinde garsonluk yaptığını söylüyor Altınok. İzmir fuarının en popüler olduğu dönemlerde Menekşe çay bahçesinde çaycilik yapan Altınok, o dönemlerde satış yapmanın yanı sıra iş hayatının olmazsa olmazı sosyal ilişki ve iletişim tarafını da geliştirmiş. Altınok şimdilerde yılda 20 bin adet kazan üreten tesiste çalisan sayısı 300’e yaklaşan şirketin amiral köşkünde yer alıyor.

Garsonlukla gelen genel müdürlük
“Street smart” kavramına örnek verebileceğimiz isimler yalnızca patron dünyasıyla sınırlı değil. Profesyonel hayatta da Amerika ve Çin’de gündeme oturan bu trendin özelliklerini taşiyan isimlere rastlamak mümkün. Profilo Satış Direktörü Semir Kuseyri örnegin… İstanbul’da büyüyen Kuseyri’nin iş hayatı, pazarda su satarak başlamış. Ortaokul yıllarımda küçük ocaklar, lisede ise ihracat fazlası tekstil ürünleri satan Kuseyri, kendisini tanımlarken “Sokakta geliştim, sokakta olmanın çok faydasını gördüm” diyor. Ekibini oluştururken de benzer kriterleri aradığını belirten Kuseyri’ye göre çok iyi mezun olmasına rağmen pek çok aday hitap ettiği müşteri kesimiyle nasıl iletişim kuracağını bilmiyor. Konya Dedeman Oteli Genel Müdürlüğü’nü yürüten Recep Altınok da tıpkı Kuseyri gibi işe en alt basamaktan başlayanlardan. Mersin Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nü dereceyle bitiren Altınok, üniversite yıllarında ögrenci topluluklarına başkanlık yapmış ve sosyal etkinliklerin içinde yer almış bir isim. Üniversite eğitiminin ardından ABD’ye giden ve İngilizcesini ilerleten Altınok, o dönemde hem okuyup hem de çalistigini ifade ediyor. Hem ABD’de hem de Türkiye’de çesitli otellerde garsonluk yapan ancak 34 yaşinda olmasına rağmen genel müdürlüğe kadar yükselen Altınok, o dönemlerde elde ettiği iş deneyimini paha biçilemez olarak ifade ediyor.

Mine Batıyel / Antal International Türkiye Genel Müdürü
Amerika’da kitap kurdu olanlarla sokaktan gelenler arasında bir rekabet var. “Teori mi önemli. pratik mi” tartışmasına benziyor bu konu. Ancak hele ki Amerika gibi bir ülkede iş hayatında başarı, büyükşehirde ayakta kalma sanatıyla benzerlik taşiyor. Nabza göre şerbet, duruma göre davranan yönetici olmak şart. Türkiye için de benzer özelliklere sahip isimler arıyor şirketler.

15 Ağustos 2010 Sabah İşte İnsan